11- Çıkış Yolunu Göremiyorsan!
FREE DOWNLOAD (1)
Alternatif Linkler
Original Media Vimeo

11- Çıkış Yolunu Göremiyorsan!

Turn Off Light
More
Report

Report


Video Metni:

Beğendiysen Paylaş

Hz. Yunus Aleyhisselam: Bir İmtihan, Bir Dua, Bir Kurtuluş

Bismillahirrahmanirrahim.

Balık Sahibi’ni de hatırla. Hani o kavmine kızarak gitmiş; bizim kendisini hiçbir zaman darda bırakmayacağımızı zannetmişti. Enbiyâ / 87. Ayet

Bir zamanlar engin suların ortasında Yunus Aleyhisselam bir gemide yolculuk yapıyordu. Sessizce ve sakinlikle denizin ortasında ilerliyordu. Sakin deniz ve güven veren bir gemi… İlk bakışta her şey huzurlu ve olağan görünüyordu.

Fakat ilerleyen saatlerde hava değişti. Rüzgâr giderek şiddetlendi. Dalgalar büyümeye başladı ve denizin dalgaları gitgide gemiyi sarsmaya başladı. Artık hava tamamen kapanmıştı ve denizin dalgaları gemiyi adeta dövüyordu. Gemi ilerleyemiyor, olduğu yerde duruyordu.

O dönemde gemide efendisinden kaçmış bir kimse bulunursa geminin yol alamayacağına dair bir inanış vardı. Kura çekmeye karar verdiler. Üç kez çekmelerine rağmen üçünde de Yunus Aleyhisselam çıktı.

Ve Yunus Aleyhisselam, Rabbinden gelecek izni beklemeden kavminden ayrıldığını bildiği için bunda ilahi bir ikaz olduğunu anladı.

Artık her şey açıkça belliydi. Bunun üzerine denize bırakıldı. Artık tamamen tek başınaydı. Altında sonsuz gibi görünen derinlik, üstünde karanlık gece. Ürpertici denizin içindeyken büyük bir balık onu yuttu.

Gemidekilerle kur’a çekmiş ve kaybedenlerden olmuştu. Sâffât / 141. Ayet

Yunus kendini kınayıp dururken onu bir balık yuttu. Sâffât / 142. Ayet

Bir anda kendisini kapkaranlık, dar ve bilinmez bir yerde buldu. Artık üç şey onu tamamen kuşatmıştı: Gece, deniz ve balık. Bu durumda hiçbir sebep ona yardım edemezdi. Ne bir insan, ne bir araç, ne de başka bir güç.

Çünkü kurtuluş için öyle bir kudret gerekiyordu ki hem balığa, hem denize, hem de geceye aynı anda hükmedebilsin. İşte Hz. Yunus bunu o anda derinden anladı.

O anda bütün sebepler birer birer susmuş, tamamen etkisiz kalmıştı. Hiçbiri artık işe yaramıyor, hiçbir kapı açılmıyordu.

Çünkü hepsi adeta ona karşı birleşmiş gibiydi. Gece karanlığıyla üstünü örtmüş, deniz dalgalarıyla onu içine almış, balık ise onu yutarak tamamen kuşatmıştı.

Sanki üçü birden onu her yönden sarıp kapatmıştı. İşte böyle bir durumda ancak hepsine aynı anda hükmeden sonsuz bir güç onu kurtarabilirdi.

Eğer bütün insanlar bir araya gelse, ona yardım etmek isteselerdi bile yine de hiçbir faydaları olmazdı. Çünkü o an açıkça anlaşıldı ki sebeplerin hiçbir gerçek etkisi yoktur.

Ve insan o anda bütün kalbiyle şunu fark eder: Sığınacak tek bir yer vardır.

Ve doğrudan Rabbine yöneldi. Şöyle dedi: Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn.

Eğer o, Allah’ı her dâim tesbih eden kullardan olmasaydı, Sâffât / 143. Ayet

Elbette insanların yeniden diriltileceği güne kadar o balığın karnında kalacaktı. Sâffât / 144. Ayet

Bu dua ile o karanlık hâl değişmeye başladı. Balığın karnı artık karanlık bir zindan olmaktan çıktı. Sanki onu taşıyan bir gemiye dönüştü.

Denizin o azgın, o korkunç ve sarsıcı dalgaları bir anda durulup sakinleşti. Az önce korkutan mahluklar artık dost yüzünü göstermeye başladı. Biraz önce onu tehdit eden her şey, şimdi ona hizmet eden birer vesile hâline geldi.

Sonra onu hasta ve yorgun bir halde ağaçsız, ıssız bir sahile attık. Sâffât / 145. Ayet

Ancak bugün bizi Hz. Yunus’tan daha tehlikeli şeyler kuşatmıştır. Onu gece, deniz ve balık sarmıştı. Bizi ise istikbal, dünya ve nefsimiz kuşatmış durumda.

Hz. Yunus’un gecesi karanlıktı. Bizim gecemiz ise istikbaldir. Yani önümüzde duran bilinmez gelecek.

Bütün sevdiklerinden ayıran ölüm, yapayalnız bekleyeceğin kabir, diriliş, ahiret ve ebediyet meselesi.

İnsan gafletle baktığında geleceği karanlık görür. Yarın ne olacak bilmez. Ölümden sonrasını düşünmekten korkar.

Kendi gücüyle bu karanlığı aydınlatamaz. Hz. Yunus’un denizi onu dışından kuşatmıştı. Bizim denizimiz ise şu dünyadır. Bu dünya da sürekli dalgalanır. Her bir dalgada insan etkilenir. Bir gün sağlık, bir gün hastalık, bir gün mutluluk, bir gün hüzün, bir gün kavuşma, bir gün ayrılık… Zamanın dalgaları içinde insanlar doğar, yaşar ve ölür. Her dalgada nice hayatlar kaybolur. Bu yüzden dünya, gafletle bakıldığında sakin bir yer değil; her an değişen, insanı içine çeken karanlık ve dipsiz bir deniz gibidir.

Hz. Yunus’u yutan balık ise onun dünya hayatını tehdit ediyordu. Ama bizim balığımız nefsimizdir. Nefis insanı hırsla, gururla, arzularla ve gafletle yutar. İnsanı sindirdikçe sindirir. Kalbi sıkar, daraltır. Nefsimiz daha sinsi ve tehlikelidir. Çünkü sadece kısa dünya hayatını değil, ebedî hayatını da tehlikeye atar.

İnsanı Allah’tan uzaklaştırır. İşte bu yüzden bizim hâlimiz daha ağırdır. Çünkü bizim gecemiz istikbal, denizimiz dünya, balığımız ise nefsimizdir.

Ve insan bu üç şeyin karşısında kendi başına kurtulamaz. Ne insanlar, ne mal, ne makam, ne de sebepler… Hiçbiri insana gerçek kurtuluş veremez.

Çünkü insanı kurtaracak olan Zât, istikbale hükmetmeli, dünyayı idare etmeli, nefsi terbiye etmeli. Bu da ancak her şeye kudreti yeten Rabbimizdir.

İşte bu yüzden biz de Hz. Yunus gibi bütün kalbimizle Rabbimize yönelmeliyiz.

Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn.

Yani: Senden başka ilah yoktur. Sen her türlü kusurdan uzaksın. Ben ise nefsime zulmedenlerden oldum.

Bu duayla insan aczini anlar. Sebep zannettiği şeylerin hakiki güç sahibi olmadığını fark eder ve doğrudan Allah’a sığınır.

Nasıl ki bu dua ile Hz. Yunus’un balığı ona bir gemi gibi oldu, deniz ona yol oldu, gece ona rahmet perdesi oldu… Bizim için de aynı sır geçerlidir. İman nuru ile istikbal aydınlanır.

Kur’an’ın rehberliğiyle dünya korkunç bir deniz olmaktan çıkar. İnsanı selamete götüren manevi bir gemiye dönüşür. Nefis ise insanı yutup yok eden bir düşman olmaktan çıkar. Terbiye edilirse insanı hayra taşıyan bir vasıta olur.

O zaman insan şunu anlar:

Madem ki Rabbim var, gelecek karanlık değildir.

Madem ki Rabbim var, dünya sahipsiz değildir.

Madem ki Rabbim var, nefsim yenilmez değildir.

Madem ki Rabbim var, hiçbir karanlık çıkışsız değildir.

Çünkü Allah dilerse balığın karnı gemi olur. Denizin ortası yol olur. Gecenin karanlığı rahmete döner.

Ve insan en çaresiz sandığı yerde Rabbine en yakın hâle gelir.

Ey nefsim! Sebepler aleyhine birleşip dertlerin içinde boğulmaya başladığında Yunus Aleyhisselam’ı hatırla. Sebeplerin sebebi olan Rabbine dön.

Senin tek kurtarıcın ve sığınağın, ancak zerreden yıldızlara kadar her şey emrinde olan Allah’tır.


Beğendiysen Paylaş

Yorumunuzu bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir