Aşılayıcı rüzgârlar

Biz rüzgârları aşılayıcı olarak gönderdik ve gökten bir su indirip sizi onunla suladık. O suyu hazinelerde tutan da siz değilsiniz. Hicr Suresi – 22 . Ayet

Ayette geçen levakıh kelimesi aşılayıcılar anlamındadır. Bundan yaklaşık 1400 sene önce rüzgârların özellikle aşılayıcı olarak zikredilmesi o zamanda bilinmesi mümkün olmayan bilimsel bir gerçeği gözler önüne sermektedir.

İnsanlık uzun yıllar rüzgâr ile yağmurun arasındaki ilişkiyi sadece rüzgârın yağmur bulutlarını sürükleyip götürmesinden ibaret sanıyordu. Çağımızda bilim ve tekniğin gelişmesiyle yeryüzündeki fiziksel olaylar üzerinde yapılan araştırmalar gösterdi ki rüzgâr ile yağmur arasındaki ilişki sadece rüzgârın bulutları sürükleyip götürmesi değildi.

Rüzgârlar tam da ayetin ifade ettiği gibi aşılayıcı bir fonksiyona sahipti ve yağmurun yağabilmesi için yağmur bulutlarını aşılamaktaydılar. Okyanusların, denizlerin ve diğer suların üzerinde köpüklenme nedeniyle “Aerosol” adlı hava kabarcıkları oluşmaktadır. Bunlar rüzgârların karadan sürüklediği tozlarla karışarak Atmosfer’in üst katmanlarına doğru havalanır. Rüzgârların yükselttiği bu parçacıklar su buharı ile birleşir ve su buharı bu parçacıkların etrafında yoğunlaşır. Bu parçacıklar olmazsa su buharı, bulutu oluşturamaz.

Bulutların oluşması, rüzgârların havada serbest şekilde bulunan su buharını, taşıdıkları parçacıklarla aşılamaları ile olmaktadır. Yani ayette bahsedildiği gibi rüzgârlar tam bir aşılama vazifesi görmekte ve gökyüzündeki su buharının yoğunlaşıp bulut olması için yoğunlaşma çekirdekleri denilen parçacıklarla aşılama yapıyordu. Bu hadise o kadar mühimdi ki eğer rüzgârlar bu aşılama vazifesini yapmasa dünya da yaşamdan bahsetmek mümkün olmayacaktı.

Tabi işin en ilginç ve akılları hayrete düşüren yanı ise bu bilimsel gerçeğin bilim ve tekniğin olmadığı bir zamanda hem de okuma yazma bilmeyen bir insan tarafından mucizevî bir tarzda haber verilmesiydi.

Şimdi soruyoruz.  20. yüzyılda ancak keşfedilen bu gerçeğin 1400 sene evvel okuma-yazma bilmeyen bir beşer tarafından keşfi mümkün müdür?  Elbette hayır.

Hem yine okuma yazma bilmeyen bir beşerin teknolojik imkânlardan mahrum olunan bir zamanda rüzgârları başka bir sıfatla değil de özellikle aşılayıcı olarak vasfetmesi mümkün müdür? Elbette hayır.

Bırakın bir beşeri o zamanda yaşayan bütün beşeriyet bir araya gelse de yine böyle bir şeyi keşfetmesi ve rüzgârları aşılayıcı olarak vasfetmesi asla mümkün değildir. Zira o zaman öyle bir zamandı ki bir ineğin kuyruğuna bir demet çalı bağlayıp tutuşturulduğunda yağmurun yağacağına inanılıyordu.

Gökyüzündeki su buharının yoğunlaşıp bulut olması için rüzgârların Aerosol” adlı hava kabarcıklarını karadan sürüklenen tozlarla karıştırarak atmosfer’in üst katmanlarında su buharı ile birleştirmek suretiyle aşılaması ve su buharının bu parçacıkların etrafında yoğunlaşarak bulutların oluşması gibi kimyasal gerçekler ancak bu asırdaki teknolojik imkânlarla yapılan araştırmalar ile elde edilmiştir.

Bu bilimsel gerçeğin böyle bir zamanda okuma yazma dahi bilmeyen bir beşer tarafından mucizane bir şekilde haber verilmesi o zatın Allah’ın elçisi ve elindeki kitabın Allah’ın kitabı olmasından başka ne ile izah edilebilir?

Zaman ihtiyarladıkça Kuran gençleşmekte her yönüyle mucize olan bu ilahi kelamın birçok parlak mucizesi gözükmektedir.

Evet, bu haber ancak ve ancak rüzgârları aşılayıcı olarak gönderip ve gökten bir su indiren Allah’ın haberidir. Bu haberi bize getiren zat da ancak Allah’ın elçisidir. 

(Visited 1214 times, 1 visits today)

İlgili Videolar

Yorumlar (1)

Bu video için yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

× Abone Ol