Yeryüzü sofrasını kim kurdu?

Bir odaya girseniz ve odanın tam ortasında kurulmuş bir sofra görseniz. Sofra öyle zengin de olmasa; üzerinde bir parça ekmek, biraz zeytin ve bir bardak da su olsa. Acaba bu sofranın tesadüfen ve kendi kendine şans eseri kurulduğuna sizi ikna edebilirler mi? Acaba bütün dünya toplansa: “Bu sofrayı kimse kurmadı, bu sofra kendi kendine bu şekli aldı.” dese, sizi inandırabilirler mi? Yoksa hepsine güler geçer miydiniz?

Elbette inanmaz ve güler geçerdiniz. Çünkü bir sofranın kendi kendine oluşması mümkün değildir. Sofra basit bile olsa! Şimdi şunu soralım: Acaba en basit bir sofra dahi kendi kendine kurulamazsa, yeryüzü sofrasının kendi kendine bu şekil alması hiç mümkün müdür?

Evet, bu dünya öyle bir misafirhanedir ki, yeryüzü onun bir sofrası ve bahar o sofranın bir gül destesidir. Her bir bahçeyi bir kazan kabul ettiğimizde, bu sofrada milyonlarca kazan vardır. Her bir ağacı bir kap kabul ettiğimizde, bu sofrada milyarlarca kap vardır. Bal arıları bu sofranın tatlıcıları; denizler bu sofranın taze et ambarı; keçiler, koyunlar, inekler bu sofranın süt çeşmeleri ve bütün yeryüzü ahalisi bu sofranın misafirleridir. Böyle bir sofranın tesadüfen kurulması ve her mahlukun kendine layık rızkı bu sofrada bulması hiç mümkün olabilir mi?

Yeryüzü öyle haşmetli bir sofradır ki, bir bahar mevsiminde dünyamıza gönderilen yiyecekleri eğer gücümüz olsa da vagonlarda toplayabilseydik, bu vagonların uzunluğu Dünya ile Ay arasındaki mesafenin 130 misli; Dünya ile Güneş arasındaki mesafenin de 1/3′ü kadar olurdu. Böyle bir treni, üstüne oturtmak için şu andaki mevcut tren yollarının 40 misli uzunluğunda raylara ihtiyacımız vardır.

(Visited 100 times, 1 visits today)

İlgili Videolar

Bu video için yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

× Abone Ol