7. Sünneti inkar edenler peygamberi nasıl örnek alacaktır?

Kur’an bize yeter diyerek hadisi ve sünneti inkâr edenler şunu bilmelidir ki Kur’an, bunların bâtıl fikirlerine kaynak olmaktan uzak olduğu gibi birçok ayetiyle onları yalanlamaktadır.

Kur’an’ın gerçek yorumu olan Sünneti devre dışı bırakıp Kur’an’ı, kendi arzularına göre yeniden yorumlamaya ve bunu yaparken bu konuda gayet samimiymiş havası vermeye çalışan bu zihniyet bu operasyona Kur’an İslâm’ı gibi şirin bir isim koymayı da ihmal etmemiştir.

“Biz Kur’an’a uyarız. Kur’an bize yeter.”Diyen bu kimseler. Kur’an’a uyduklarını iddia etmektedirler o halde Ahzab suresi 21. ayetin emrine de uymalıdırlar. Bu ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyurmuştur: “Andolsun ki Allah’ın Resulünde sizler için güzel bir örnek vardır. Bu güzel örnek, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler içindir.”

Ayeti kerimenin başında şöyle buyrulmuş: “Andolsun ki Allah’ın Resulünde sizler için güzel bir örnek vardır. Yani Allah’ın Resulü (a.s.m) müminler için güzel bir örnektir. Müminler yaşantılarında Resulullah’ı örnek almalı ve Ona benzemeye çalışmalıdır. Peki, kimler Resulullah’ı kendilerine güzel bir örnek yaparlar? Ayetin devamı sorumuza cevap verir: Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler.

Evet, ayetin ifadesiyle Allah’ın Resülü bizim için şaşmaz ve şaşırmaz en güzel örnektir. O zatın sünneti, hareketleri,  uyacağımız en güzel numunelerdir ve onun düsturları takip edilecek en sağlam rehberlerdir. Yoksa “Kuran bize yeter” diyen zihniyetinin anladığı gibi vahyi bize getiren ve başka bir şeye karışmayan hâşâ bir postacı değildir.

Dost ve düşmanın ittifakıyla, Hz. Muhammed s.a.v. ahlâkın en yüksek mertebelerine mazhardır. Ve ittifaken insanlık âlemi içindeki en meşhur ve mümtaz bir şahsiyettir. Tebliğ ettiği ve tercümanı olduğu Kur’an-ı Hakîm’in tasdikiyle, en mükemmel bir insan-ı kâmil ve bir mürşid-i ekmeldir.

İşte böyle bir zatın sünnet-i seniyesine elden geldiği kadar tabi olmaya çalışmak lazımken ve bu ayetin ifadesiyle açıkça zikredilmişken o zatın sünnet-i seniyesini takdir etmeyip yalanlamak veya kabul etmemek ve bunu da Kur’an bize yeter perdesine altında yapmak nasıl bir dalalettir sizler kıyas ediniz. Allah o zat için sizin için en güzel örnek deyip onun sünnetine tabi olmayı beyan ederken onun sünnetinden yüz çevirenler acaba kendilerine kimi örnek almaktadırlar?

Hem ayet sözü burada bitirmemekte ve şöyle devam etmektedir. “Allah’ın resulünü ancak, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça zikredenler kendilerine örnek yapar.”Evet, Peygamberin örnek hayatını kendilerine örnek yapmayanlar Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı ummayanlar ve Allah’ı çok zikretmeyenlerdir.

“Ben müslümanım” diyen herkes, hangi devirde yaşarsa yaşasın “Resûlullah’a itaat edin” âyetinin gereğini yerine getirebilmek için Allah’ın Resulünde sizler için güzel bir örnek vardır diyerek takdim ettiği Peygamber Efendimizi örnek almalıdır. Şayet Hadis ve Sünnet devre dışı bırakılırsa, onun vefatından sonra gelen ümmeti Resûlullah (s.a.v)’i nasıl örnek alacaktır.

Hem Kur’an–ı Kerîm tafsilat kitabı değildir. Sünnet, Kur’an’ı açıklar ve mücmel olarak geçen hususları tafsil eder. Kur’an’da emirler ve nehiyler teorik olarak mevcuttur; ama pratikte, uygulamada nasıl olacağı, Resûlullah’tan öğrenilecektir. Tabir caizse, Kur’an sadece ana caddeleri göstermiş, ara yollar Sünnetle belirlenmiştir.

Hadis inkârcılarının iddia ettiği gibi, eğer sadece Kur’an yetseydi, ayrıca bir de elçi göndermeye ne gerek vardı? Allahu Teâlâ Kur’an’ı indirir ve:”Ey insanlar! İşte size Kur’an gönderdim; okuyun ve nasıl anlıyorsanız, öylece amel edin.” buyururdu. Peki, bu durumda dünyadaki müslümanlar adedince din anlayışı meydana çıkmaz mıydı?

O halde Hadis ve Sünnet olmadan Kur’an Müslümanlığı olamaz, çünkü Kur’an Resulullah(s.av.)’i bizlere en güzel örnek olarak göstermiş ve ona itaat etmeyi emretmiştir.

Sünnet; İslâm’ı anlamak, kavramak ve yaşamak hususunda en doğru ölçü ve yorumdur. Allah’tan gelen vahyi almak için nasıl peygambere ihtiyaç varsa, Kur’an’ı anlamak için de Peygamber’in sözlerine yani sünnete öylece ihtiyaç vardır.

Kur’an’ın hangi emri nasıl yerine getirilecek, hangi nehiyden nasıl içtinap edilecekse, Efendimiz bunu bizzat yaşayarak göstermiş ve ayetin ifadesiyle bizler için en güzel örnek olmuştur. Hiç şüphesiz o, Kur’an’ı en iyi anlayan ve en mükemmel şekilde hayata geçirip tatbikat sahasına koyandır. Yani Efendimiz, Kur’an’ın canlı bir tefsiri ve yaşayan bir İslâm’dır.

Dolayısıyla Sünnet ve Hadis’i kabul etmeyip, “Kur’an bize yeter” demek, aslında Kur’an’ın daha iyi anlaşılmasını istememektir. Hatta bundan da öte, ilâhî vahyin anlaşılmasına mani olmaya çalışmaktır. Bu din, Kur’an ve Sünnet çerçevesinde asırları aşıp bu güne dek nasıl sapasağlam geldiyse, kıyamete kadar da böylece devam edecektir.

(Visited 126 times, 1 visits today)

İlgili Videolar

Bu video için yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.