Zürafanın yaratılışındaki mükemmellik!

Karada yaşayan canlıların en uzun boylusu olan bir canlıdan bahsedeceğiz. Uzun bacakları, uzun boyunları ve kendilerine has benekleri ile tanınan zürafalar 5-6 metrelik boylarıyla 1.5 ton ağırlığa kadar ulaşabilirler. Çok ilginç bir vücut tasarımına sahip olan bu canlılar her haliyle bizlere yaratıcısı olan Allah’ı anlatmakta onun sanatında ve yaratılışındaki eşsiz güzelliği gözler önüne sermektedir.

Uzun boyunlarıyla ağaçların en üst dallarına kadar uzanıp bitkileri gayet rahat bir şekilde yiyebilirler. Zürafaların, hiç çiğnemeden yuttukları bu dikenli bitkiler önce dört bölmeli midelerine gider. Daha sonra bunları sindirmek için tekrar ağızlarına gönderir ve burada çiğnerler. En sonunda da tekrar yutarak midelerinin bir başka bölmesine gönderirler. Burada ilginç olan şey ise besinin mideden ağza gidebilmesi için, zürafanın yaklaşık 3-4 metre uzunluğunda olan boynundan yukarı doğru çıkması gerekir. Peki, bu nasıl mümkün olmaktadır? Zürafalar, besinleri yemek borusundan yukarı doğru çıkaracak asansör benzeri bir sisteme sahiptir.

Peki, zürafaların yediklerini sindirmek için midesinden çok yukarda olan ağızlarına geri göndermelerini sağlayacak asansör gibi bir sistemi kim inşa etmiştir? Taş ve topraktan oluşan cansız bir binayı ve içindeki asansörü bir ustaya veren insan canlı bir bina hükmünde olan ve içerisinde bir asansör sistemi olan bu mükemmel vücudu nasıl tesadüfe, evrime ve sebeplere verebilir? Sonsuz bir ilmin, iradenin, kudretin ve tedbirin gözüktüğü bu mükemmel fiillere hangi şuursuz sebep ve hangi kör tesadüf sahip çıkabilir?

Yine zürafaların dilleri de oldukça ilginçtir. 50 cm uzunluğa ulaşabilen bu dilin ucu kösele benzeri bir yapı ile kaplıdır. Böylece zürafalar temel besini olan dikenli akasya ağaçları ve kaktüsleri gayet rahat bir şekilde yiyebilirler. Günde 35-40 kg bitki tüketmesi gereken bu canlılar eğer böyle bir dile sahip olmasa asla beslenmeleri mümkün olmayacaktı. Peki, bu zürafa bu mükemmel dile nasıl sahip olmuştur? 50 cm uzunluğa ulaşabilen dili neden diğer canlılar gibi değilde bu uzunluktadır? Ona merhamet edip dikenli bitkileri yiyebilmesi için bu dilin ucunu kösele benzeri bir yapı ile  kaplayan kimdir? Allah’tan başka hangi sebep bu işi yapmış olabilir?

Her yönüyle bir yaratılış harikası olan bu zürafaların başka bir özelliğinden bahsedeceğiz. Zürafaları su içerken aslında büyük bir sorun beklemektedir. Zürafaların boyları 5-6 metre olduğu için, bu yükseklikten aşağı inen kafaya etki eden kan basıncı da oldukça büyük olacaktır. Bu kan basıncı bir insana uygulansa insan hemen beyni parçalanarak ölür. Peki, zürafalar nasıl olur da su içerken beyin kanaması geçirmezler? Çünkü başlarının içinde çok özel bir mekanizma vardır. Zürafaların başlarındaki damarların içinde kapakçıklar vardır. Bu kapakçıklar, zürafanın başının yüksekliği değiştiğinde devreye girer ve kanın zürafanın başına basınç yapmasına engel olurlar. Böylece, zürafa rahatlıkla su içebilir. Evet, Zürafanın başındaki damarların içinde basıncı ölçen kapakçıkları yerleştirmek ancak ilim, kudret, irade, merhamet gibi birçok sıfatlara sahip olmakla mümkün iken zürafayı ilimsiz, kudretsiz, iradesiz ve merhametsiz sebeplerden var olduğunu iddia etmek hiç mümkün müdür?

Hem uzun boyunları nedeniyle beyinlerine kan pompalamak zor olacağından oldukça büyük bir kalbe sahiptirler. Kalpleri yetişkin bir insan kalbinin 30 katı büyüklüğe sahiptir. Yaklaşık olarak 12 kg olan bu kalp dakikada 50 litre kan pompalayabilir. Ayrıca zürafaların kalp atış hızları da boyutlarına göre oldukça yüksektir. Dakikada 150-170 kez atan bir kalbe sahiptirler. Kan basınçları da 28/18’dir. Örneğin, ortalama bir insanın kan basıncı 12/8’dir. Şimdi bu canlıya nasıl bir tesadüf isabet etmiştir ki zürafa tam da lazım olan boyutta ve dakikada 50 litre kan  pompalayabilen bir kalbe sahip olmuştur?

Bir kağıda çizilen basit bir kalp resminin bile kendi kendine meydana gelmesi kabul edilemezken yaratılışı inkar edenler bu gerçek ve muhteşem kalbin kendi kendine oluşabileceğine nasıl imkân vermektedirler?

Şuursuz sebeplerin bir araya gelip şuurlu varlıkları oluşturması mümkün olmadığı gibi hayatsız sebeplerin de bir araya gelip kendi başlarına hayat sahibi bir varlığı oluşturması asla mümkün değildir.

Peki bu zürafayı oluşturacak sebeplerin de bir araya gelip yemek borusundan yukarı doğru çıkaracak asansör benzeri bir sistemi o vücuda yerleştirmesi mümkün müdür?

Ya da bu şuursuz sebeplerin bir araya gelip dikenli bitkileri yiyebileceği ucu kösele benzeri bir yapı ile  kaplanmış 50 cmlik bir dili takmaları…..

Ya da başındaki damarların içinde basıncı ölçen kapakçıkları ve beyinlerine kan pompalamak zor olacağından vücuduna uygun büyüklükte bir kalbi yapmaları mümkün müdür?

Evet, tüm bu işleri sebeplerle, evrimle, tesadüfle izah etmeye çabalamak aklın, mantığın, vicdanın ve insafın kabul edemeyeceği bir durumdur. Bu zürafa gibi tüm varlıklar kendilerinde gözüken ilim, hikmet, merhamet ve tedbirin lisanıyla kendilerini yaratanın ancak sonsuz merhamet, ilim, irade, kudret sahibi Allah olduğunu tüm açıklığıyla ifade etmekte ve yaratıcısı olan Allah’ı bizlere anlatmaktadırlar.

(Visited 166 times, 1 visits today)

İlgili Videolar

Bu video için yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

× Abone Ol