3. Resulullah’ın (s.a.v) haram kıldığını haram kılmayanlar

Peygambersiz bir din inşa etmeye çalışan Hadis inkârcıları: “Biz Kur’an’a uyarız. Kur’an bize yeter.” demektedirler. Peki, bu kimseler gerçekten Kur’an’a uyuyorlar mı? Yoksa kuranı kendi hevalarına mı uyduruyorlar? İşte bu kimselerin kurandan ne kadar uzak olduklarını gösteren başka bir ayet…

Tevbe suresi 29. ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyurmuştur: “Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen ve Allah’ın ve Resulünün haram kıldığını haram kılmayanlarla savaşın.”Ayeti kerimenin başında şu kimselerle savaşın buyrulmuş: Peki, kimlerle savaşılacak? Ayetin devamı sorumuza cevap verir. Kendileriyle savaşılacak Birinci grup: Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyenlerdir. Bunlar kâfirler ve müşriklerdir… Kendileriyle savaşılacak İkinci grup ise, Allah’ın haram kıldığını haram kılmayanlar. … Ve Resulünün haram kıldığını haram kılmayanlardır. Ayetin bu bölümü iki şeyden bahsediyor:

 

  1. Allah’ın haram kıldığı şeyler,
    2. Resulünün haram kıldığı şeyler.

Allah’ın haram kıldığı şeyler, Kur’an’da geçen haramlardır. Peki, Resulünün haram kıldığı şeyler nedir? Hiçbir kimse“Bunlar da Kur’an’da geçen haramlardır.” diyemez.

Çünkü حَرَّمَ اللّهُ وَرَسُولُهُayetindeki “vav” harfi, atıf harfidir. Atıf harfi, kendinden sonrasıyla öncesinin farklı olduğunu gösterir. Biz bunu Türkçede de kullanıyoruz. Mesela, Ali ve Ahmet geldi desek, Ahmet’in Ali’den farklı bir şahıs olduğunu anlarız. Ali farklıdır, Ahmet farklıdır. Bu farkı ortaya koyan edat da “ve” edatıdır.

Aynen bunun gibi, Allah’ın haram kıldığı şeyler ve Resulünün haram kıldığı şeyler dediğimizde, Resulünün haram kıldığı şeylerin, Allah’ın haram kıldığı şeylerden farklı olduğunu anlarız. Eğer ikisi aynı olsaydı, arada “vav” atıf harfi kullanılmaz ve sadece “Allah’ın haram kıldıklarını haram kılmayanlarla savaşın.” denilirdi. Hâlbuki böyle denilmemiş “Hem Allah’ın haram kıldığını haram kılmayanlarla, hem de Resulünün haram kıldığını haram kılmayanlarla savaşın” denilmiş.

Hem ayette Allah’ın ve Resulünün haram kıldığı ifadesi kullanılmasına rağmen resülün haram kıldıklarını çevirip kuranın haram kıldığı diye söyleyen kimse şunu bilmedir.Allah sözün en güzelini söyler, söylenme ihtiyacı olmayan bir şeyi söylemez. Daha iyi bir şekilde söylenebilirdi diye bir şey düşünemeyiz. Zira sözü söyleyen Allah’tır. Şimdi bu ayete haddini aşarak Resulünün haram kıldığını Kuranın haram kıldığı diyen haşa Allaha söz söylemeyi mi öğretmektedir?

Bütün bu izahlardan sonra sorumuz şu: Allah’ın haram kıldıkları, Kur’an’da geçen haramlardır. Peki, Resulünün haram kıldığı şeyler nerede geçmektedir? Aklınıza, hadis-i şeriflerden başka bir yer geliyor mu? Herhalde gelmiyordur.

Hem ayetin bu kadar açık beyanından sonra, hâlâ nasıl “Vahiy sadece Kur’an’dır, Peygambere başka vahiy gelmemiştir.” diyebilmektedirler. Peygambere başka vahiy gelmemişse, “Resulullah’ın haram kıldığı şeyler…” ifadesi ne manaya gelmektedir. Bu ifadeden, haramların bizi iki şekilde bildirildiği açıkça anlaşılmaz mı? 1. Kur’an’la bildirilenler, 2. Hadislerle bildirilenler.

Demek bir kimse, sadece Allah’ın haram kıldıklarını, yani Kur’an’daki haramları kabul etse, bu yeterli değildir. Resulullah’ın haram kıldıklarını da haram kabul etmelidir. Çünkü Resulullah’ın haram kılması da Allah’ın haram kılması gibidir ve bu haram kılmalar da Allah’ın emriyledir. Aradaki tek fark, bu haramlar Kur’an’da değil, hadislerde geçmektedir.

Şimdi: “Biz Kur’an’a uyarız. Kur’an bize yeter.”diyen sözde Kur’an Müslümanları, Tevbe suresinin 29. ayetini hiç okumuyorlar mı? Okuyorlarsa bu ayetin emriyle niçin amel etmemektedirler? Ayet-i kerime: Resulullah’ın haram kıldıklarını haram kabul edin derken. Resulullah’ın haram kıldıklarının kaynağı olan hadis-i şerifleri nasıl inkâr ederler.

Hadisleri yok sayanlar, Resulullah’ın haram kıldığı şeyleri nasıl öğrenecektir? Kur’an’a uyduğunu iddia eden sözde kuran Müslümanları Kurana mı uymaktadır. Yoksa kuranı kendilerine mi uydurmaktadırlar. Eğer kuranın anlattığı gerçek Müslüman olsalardı, Resulullah’ın sünnetine ve hadislerine muhalefet etmez ve ayetin emrettiği gibi, o sünneti kaynak kabul etmeleri gerekirdi. Hâlbuki Kur’an bir vadidedir, kuran bize yeter diyenler başka bir vadidedir.

(Visited 74 times, 1 visits today)

İlgili Videolar

Bu video için yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.