2. Allah’ı seven resulüne tâbi olmalı

Hadis inkârcıları: “Biz Kur’an’a uyarız. Kur’an bize yeter.” diyorlar. Sünnet düşmanlığını “Kur’ân Müslümanlığı ve Kur’an bize yeter” zırhıyla gizleyen hareketin mümessillerinin Kur’ân’a ne kadar yabancı olduğunu adeta tescilleyen bir ayete bakacağız. Ama ilk önce bu kimselerin toplumumuzda avam kısmı nasıl kandırıp onların ebedi hayatlarını nasıl mahvettiklerini görelim.

  • Allah size yetmiyor mu da peygamberi arıyorsunuz?
  • Bana Kuran yeter kardeşim. Peygamber sizin olsun.
  • Hadisler Arapların gelenekleridir. Hadisle amel eden Araplaşır.

İşte Kur’ân Müslümanlığı adı altında gelinen son durum bu. Âli İmran suresi 31. ayetinde Rabbimiz şöyle buyurmuştur;

De ki: Eğer siz Allah’ı seviyorsanız bana tabi olun. Allah da sizi sever ve günahlarınızı affeder.”  Her şeyin bir alameti olduğu gibi, Allah’ı sevmenin de bir alameti vardır. Bu alamet de Peygamber Efendimize tabi olmaktır. Ayetin açık beyanıyla: Kim Peygamberimize tabi olursa Allah’ı seviyordur. Kim tabi olmaz, sünnetini ve hadislerini inkâr ederse o, Allah’ı sevmiyordur. Peki, Peygamberimize tabi olursak ne kazanırız? Ayetin devamı sorumuza cevap verir: –Eğer Peygamberimize tabi olursak– Allah da bizi sever ve günahlarımızı affeder.O halde, Peygamberimize tabi olmak, Allah’ı sevmenin alameti olduğu gibi, Allah tarafından sevilmenin ve Allah’ın affına mazhar olmanın da vesilesidir.

Şimdi “Biz Kur’an’a uyarız. Kur’an bize yeter.”Diyerek Sünnetsiz bir İslâm, Peygambersiz bir din oluşturmaya çalışanlar ya bu Kur’ân-ı Kerim okumamakta. Ya okumakta lakin anlamamakta. Ya da anlamakta fakat manayı tahrif etmeye çalışmaktadırlar.

Âli İmran suresinin 31. Ayet-i kerimesi: Allah’ı seviyorsanız Allah’ın peygamberine tabi olun derken. Kendilerini sözde kuran Müslümanları olarak tanıtan bu güruh : “Biz Peygambere tabi olmayız, hadislerini kabul etmeyiz, sünnetine uymayız.”Demektedirler.

Kur’an bize, “Allah’ı seviyorsanız Resulullah’a tabi olun demektedir. Çünkü İslam, sadece Kur’an’dan ibaret değildir. Resulullah’ın sünneti de dinin bir kaynağıdır ve bu sünnete tabi olmak Kur’an’ın emridir. Kur’an’ın hangi emri nasıl yerine getirilecek, hangi nehiyden nasıl içtinap edilecekse, Efendimiz bunu bizzat yaşayarak göstermiştir. Hiç şüphesiz o, Kur’an’ı en iyi anlayan ve en mükemmel şekilde hayata geçirip tatbikat sahasına koyandır. Yani Efendimiz, Kur’an’ın canlı bir tefsiri ve yaşayan bir İslâm’dır.

Hem mana Kur’an’a tabi olun olsaydı: Allah “Resûlümün getirdiği ayetleri alın, onun şahsî açıklamalarını bırakın” demez miydi? Ama öyle değil de, mutlak bir ifadeyle emrederek: “Resûlullah’a tabi olun!” buyurmuştur. Allah; beni seven benim resulüme tabi olsun derken. Resule tabi olmayı sırf onun sünnetini inkâr etmek için kurana tabi olmaktır diyerek çevirenler ve bunu da kuran bize yeter maskesi altında icra edenler hâşâ Allaha dini mi öğretmeye çalışmaktadırlar.

Peki, Resule tabi olmadıkları zaman Kurana tabi olduklarını zanneden bu güruh gerçekten Kurana tabi midir?

Kuran Müslümanlığı; Kuran; “Allah’ı seviyorsanız Peygambere tabi olun” derken Peygamberi aradan çıkartmak mıdır?

Kuran Müslümanlığı; hadisler etrafında şüpheler oluşturarak Peygamber efendimizi itibarsızlaştırılmasına yönelik bir gayretin içine girmek midir?

Kuran Müslümanlığı Allah Resûlü’nün masumiyetini inkâr edip, hâşâ O’nun günahkâr biri olabileceğini ve bu yüzden kendisine itaatin şart olmayacağını söylemek midir?

Kuran Müslümanlığı Peygambersiz bir İslâm’ın önü açıp, mucizelerin inkârıyla da risalete şehadet eden ilahi tasdikleri iptal etmek midir?

Yoksa kendi kısır yorumlarıyla altını doldurarak tahrif ettiğiayetlere, insanları inandırma çabası mıdır? Bu şekilde binlerce din versiyonu çıkartıp ilahi nuru ağızlarıyla söndürme gayreti midir?

(Visited 516 times, 1 visits today)

İlgili Videolar

Bu video için yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.