Video Metni:
El- Kâdîr ve El- Muktedir: El- Kâdîr ve El- Muktedir… Bu iki isim de Allah’ın sonsuz kudretini farklı yönleriyle anlatmaktadır.
El- Kâdîr: “Kudret sahibi. “Dilediği gibi yapmaya gücü yeten.” “Dilerse yapan, dilemezse yapmayan manasında iken El Muktedir ismi kudretini izhar edip gösteren, fiili icra etmek suretiyle kudretini bilfiil ortaya koyan manasındadır. Bu cihetle El Muktedir ismi mübalağa bakımından biraz da fazla mânâ ifade etmektedir. Her iki isimde kudret sıfatına dayandığı için bizler bu makamda ilk önce kudretin sonsuzluğunu ve nihayetsizliğini izah etmek istiyoruz. Ta ki bu isimlerin manaları daha iyi anlaşılabilsin.
Bu makamda şu kaideyi işleyeceğiz: “Bir şey zatî olsa, onun zıttı ona arız olamaz. Çünkü ictima-i zıddeyn olur. Bu ise muhaldir.”
Zatî sıfatlar, bir varlığın kendisiyle kaim olup sonradan eklenmeyen niteliklerdir. Arızî sıfatlar ise sonradan kazanılan veya bir başkası tarafından verilen özelliklerdir. İki zıttın bir araya gelmesi imkânsızdır; bu prensip Allah’ın sıfatlarını anlamakta önemli bir yere sahiptir.
Mesela: Güneş’in ışığı bir derece zatîdir, bu nedenle zıttı olan karanlık ona arız olamaz, yaklaşamaz. Çünkü “Bir şey zatî olduğunda, ona zıddının ona arız olamaması” bir kaidedir. Bir lambanın ışığıysa arızîdir, elektrik kesildiğinde zıttı olan karanlık ona arız olur.
Yine Güneş’in sıcaklığı bir derece zatîdir, bu sebeple zıttı olan soğukluk ona yaklaşamaz. Ama sobanın sıcaklığı arızîdir, yakıt bittiğinde zıttı olan soğukluk ona arız olur.
Altının parlaklığı zatîdir, zıttı olan kararma ona arız olamaz. Cilalı eşyanın parlaklığıysa arızîdir, zamanla zıttı olan matlık ve kararma ona arız olabilir.
Dünya’nın hareketi bir derece zatîdir, bu sebeple zıttı olan hareketsizlik ona arız olamaz. Bir topacın dönmesi arızîdir, zıttı olan durmak ve sükûnet ona arız olabilir. Demek bir şey zatî olursa, onun zıttı ona arız olamıyor.
Cenâb-ı Hakk’ın kudret ve kuvveti zatîdir, kendindendir. Yani varlığı ile daimdir. Başkasından alınmış veya sonradan kazanılmış değildir. Allah ezelî olduğu gibi sıfatları da ezelîdir, nihayetsizdir ve mutlaktır.
Evet Hayat, Allah’ın zatî bir sıfatıdır. Bu sebepten bu sıfatın zıttı olan ölüm, Allah’a yanaşamaz ve Allah ebedîdir.
Görmek, Allah’ın zatî bir sıfatıdır. Bu sebepten bu sıfatın zıttı olan görmemek, Allah’a arız olamıyor ve Allah her şeyi aynı anda müşahade eder, hiçbir şey nazarından saklanamaz.
İşitmek, Allah’ın zatî bir sıfatıdır. Bu sebepten bu sıfatın zıttı olan işitmemek, Allah’a arız olamıyor ve Allah bütün sesleri, hatta kalbin geçirdiklerini dahi aynı anda işitir.
Allah’ın güzelliği zatîdir. Elbette güzelliğin zıttı olan çirkinlik Allah’a arız olamaz.
Allah’ın ilim sıfatı zatîdir. Elbette bu sıfatın zıttı olan cehalet, yani “bilmemek” Allah’a arız olamaz.
Madem kudret sıfatı da Allah’ın zatî bir sıfatıdır; o hâlde zıttı olan âcizlik Allah’a arız olamaz. Madem âcizlik Allah’a arız olamaz, Kudreti nihayetsiz olur.
Hem bir şeyde mertebelerin olabilmesi ancak zıddının ona müdahalesiyledir. Işığın mertebeleri karanlığın müdahalesiyle, sıcaklığın mertebeleri soğukluğun müdahalesiyledir. Güzelliğin mertebeleri, zıddı olan çirkinliğin müdahalesi iledir. Kuvvetin mertebeleriyse, zıddı olan diğer bir kuvvetin müdahalesi iledir.
Madem kudret sıfatı, Allah’ın zatî bir sıfatıdır; o hâlde zıttı olan âcizlik Allah’a arız olamaz. Madem âcizlik Allah’a arız olamaz, o hâlde Allah’ın kudretinde mertebeler olmaz ve bulunmaz. Kudreti nihayetsiz olur. Kudreti nihayetsiz olunca da bir çiçeği yaratmak ile bir baharı yaratmak, bir sineği ihya etmek ile öldükten sonra bütün mahlukatı haşretmek o kudrete müsavidir. Bir iş, bir işe mâni olamaz.
Allah’ın sonsuz kudreti için, büyüklük ve küçüklük, azlık ve çokluk, fark etmez. Her şeyde aynı kolaylıkla tasarruf eder. Güneş için ışık verme fiilinde bir damla ile denizin yahut bir çiçekle yıldızın farkı olmadığı gibi, Kudret-i İlâhiye’ye nispeten de az-çok, küçük-büyük farkı yoktur; zerreler ile yıldızlar birdir. Bir zerreyi yaratmak ile binler yıldızı yaratmak, bir kelebeği diriltmek ile tüm mahlûkatı haşretmek aynı kolaylıktadır.
Kudretin nihayetsizliğini böylece anladıktan sonra şimdi El- Kâdîr ve El- Muktedir isimlerinin şu alemdeki tecellilerini görmeye çalışalım.
El-Kâdîr ismi, Allah’ın sonsuz kudrete malik olduğunu, her şeyi dilediği anda gerçekleştirebilecek güce sahip olduğunu bir şeyi yapmayı dilerse hiçbir engelle karşılaşmayacağını vurgulamaktadır. El-Muktedir ismiyse, Allah’ın kudretini fiili olarak gösterir. Her şey üzerinde mutlak hakimiyet ve tasarruf sahibi olduğunu fiili icra etmek suretiyle, kudretini bilfiil ortaya koyduğunu Muktedir olduğunu ifade eder.
Yani kısaca El-Muktedir yaratmakla kudretini gösterdiğini, El-Kâdîr ise, o yaratılan gibi nicelerini yaratmakla ve her şeye gücü yettiğini, ifade eder. Yaratabilir olması El-Kâdir, yaratmasıysa El- Muktedir isimlerini gösterir.
El-Muktedir ismi, Allah’ın kudretinin mübalağalı bir yönünü ifade eder. Çünkü bu isim sadece gücün varlığını değil, o gücün her an faal olduğunu ve mükemmel bir şekilde hikmetle idare ettiğini de gösterir.
Allah’ın milyarlarca insanı yaratması El-Muktedir ismini gösterdiği gibi daha fazlasını yaratmaya da kudretin yetmesi El-Kâdir ismini ortaya koyar. Demek yaratmasıyla El- Muktedir ismi gözüktüğü gibi onlar gibi nicelerini yaratabilir olması cihetiyle de El-Kâdir ismi tecelli eder.
Allah’ın bir baharda bir çiçeği yaratması El-Muktedir ismini gösterdiği gibi onlar gibi nicelerini böyle yaratabilir olması El-Kâdir ismini ortaya koyar. Demek bir çiçekte El- Muktedir ismi gözüktüğü gibi o çiçeklerle dolu nice baharları da yaratabilir olması El-Kâdir ismini göstermektedir.
Allah’ın bir baharda ölümün ardından bitkileri ve hayvanları yaratması El-Muktedir ismini gösterdiği gibi ölümün ardından insanları dahi böyle yaratabilir olması El-Kâdir ismini ortaya koyar. Demek bahardaki dirilişte El- Muktedir ismi gözüktüğü gibi haşrin baharında da tüm insanları diriltebilir olması cihetiyle de El-Kâdir ismi tecelli eder.
Güneş’in yaratılması dünyamıza soba ve lamba olması El-Muktedir isminin bir tecellisidir. Rabbimiz Güneş’i yaratarak El-Muktedir olduğunu gösterdiği gibi güneş gibi milyarlarca yıldızı yaratmaya kudreti yetendir. Bu ise El-Kâdir ismini gösterir.
Allah, gökyüzünde bir yıldızı yaratır ve onu belli bir yörüngede hareket ettirir. Bu, O’nun iradesini ve kudretini fiilen ortaya koyduğunu gösterir, yani El-Muktedir ismini. Allah, sadece bir yıldızı değil, milyarlarca galaksiyi aynı düzen içinde yaratmaya da kâdirdir. Bu ise El-Kâdir isminin tecellisidir.
Allah, bir kuşu yaratırken ona gerekli tüm organları yerleştirip uçabilmesi için kanatlar bahşeder. Bu yaratma fiili, El-Muktedir isminin bir tecellisidir. Allah, sadece bir kuşu değil, gökyüzünü dolduracak kadar kuş yaratmaya da gücü yetendir. Bu da El-Kâdir ismini ortaya koyar.
Allah, okyanusta bir balığı yaratır, onu rızkıyla birlikte donatır. Bu, O’nun El-Muktedir ismini gösterir. Allah, sadece bir balığı değil, okyanusları dolduracak kadar farklı türde ve sayıda canlı yaratabilir. Bu da El-Kâdir ismini yansıtır. Allah’ın yaratması, El-Muktedir ismini, yaratılanlardan daha fazlasını yaratabilecek güçte olması ise El-Kâdir ismini gösterir.
Evet yaratılan bu sayısız mahlûkata baktığımızda onlardaki intizam, denge, besleme, terbiye etme, yaşatma, öldürme gibi, hadsiz fiillerin de birlikte icra edildiğini müşahede ederiz. Bu fiillerin tümü birlikte düşünüldüğünde El-Muktedir olan Allah’ın kudretinin azamet ve nihayetsizliğini gördüğümüz gibi bunlar gibi sayısız mahlukatın aynı kolaylıkta ve yaratılıp idare edilebilmesi de El-Kâdir ismini gösterir.
Dünya üzerindeki sahillerdeki tüm kum tanelerinin toplamı, evrendeki yıldızlardan daha az! Sema denizindeki, şu hadsiz yıldızlar, şu uçsuz bucaksız sistemler, hep O El-Muktedir olan Allah’ın kudretinin tecelligâhıdır. Her an böyle milyarlarca kâinatı yaratsa, bunların tümü o kudret nazarında yine bir zerre kadar da olamaz ki bu da bize tüm haşmetiyle El-Kâdir ismini gösterir.
El-Kâdir ve El-Muktedir isimlerine karşı vazifelerimiz ise şunlardır.
Yaratılan ve varlıkları devam eden her bir mahluk üzerinde sonsuz kudretin tecellilerini görmek ve Rabbimizi El-Muktedir ismiyle tanımak ve bu isimle zikretmeliyiz.
Bu kadar çok mahlûkatın bu kadar kolay ve süratle, karıştırmadan, sanatla yaratıldığını görüp kudretini icraatlarıyla gösteren rabbimizi Ya Muktedir Ya Muktedir diyerek zikretmeliyiz.
Bu varlıkları böyle yaratan اِنَّكَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ ayetinin ifadesiyle her şeye kâdirdir diyerek Allah’ı her şeye kâdir bir Rab olarak bilmeliyiz.
Şu alemde her şeyin O’nun iradesine ve kudretine boyun eğdiğini görmeli, sonsuz kudretin azameti karşısında kendi aczimizi hissederek hayretle ve muhabbetle boyun büküp, Allahu ekber diyerek secdelere kapanmalı. Ona teslim olup, O’na sığınmalıyız.
Şu dünya hanında aciz ve fakir olan insan hadiselerin, sıkıntıların ve musibetlerin karşısında yıkılmamalı aczini ve fakrını bir şefaatçi yaparak Kâdir ve Muktedir olan Rabbine dayanmalıdır. Ta ki o Rab; nihayetsiz kudretiyle aczine, sonsuz rahmetiyle fakrına imdat etsin.





