El- Muid

Muîd bir şeyin iade edilmesi, tekrar edilmesi manasındadır. El- Muid; Ölümden sonra tekrar dirilten, bedenleri ruhlara tekrar iade eden demektir. Rabbimiz şu âlemde o yeniden dirilişin numunelerini her vakit bizlere göstermektedir. Dilerseniz yeryüzüne bakalım ve El- Muid isminin o muhteşem tecellilerini mahlûkat aynalarında görmeye çalışalım. Önce bitkiler âlemine bakalım.

Ölmüş kurumuş yeryüzünü kışın ölümünden sonra baharda tekrar dirilten o’dur. Kışın ölen çiçekler, bitkiler, ağaçlar baharın gelmesiyle tekrar diriltilir ve hayat bulur. Bu diriliş, beşerin dirilişi kadar akıllara durgunluk verecek muhteşem bir tarzdadır.

Küçük ve büyük bitki taifelerinin üç yüz binden fazla türleri El-Muid isminin tecellisiyle tekrar diriltilmektedir. Bu dirilişte bütün ağaçların ve otların kökleri aynen hayat verilip iade edilirken ağaçlardan çıkan sayısız meyve yaprak ve çiçekler ayniyet derecesinde bir misliyet suretinde yaratılmaktadır. Yani geçen baharda yaratılan yapraklar çiçekler ve meyveler ile sureten aynı gibi gözükse de aslında hiçbiri aynı değildir. Asıl insanı hayrete düşüren ise maddeten farkları pek az olan tohumcuklar toprakta birbiri içinde karışmışken, tam bir intizam ve denge ile sürat ve kolaylıkla kısa bir zamanda diriltilmesidir.

El- Muid isminin hayvanat âlemindeki tecellilerine bakalım

Sanki bir haşir meydanı olan baharda diriltilen sadece bitki türleri değil birçok hayvan türü de yeniden dirilmekle El- Muid ismine ayna olmaktadır. Sinek ve böcek taifesinden birçok tür El-Muid isminin tecellisiyle tekrar diriltilmektedir. Hatta bazı kurbağa türleri, kışın donarlar. Kalbi ve beyin fonksiyonları çalışmayan, nefes almayan ve tıbben de ölü olarak kabul edilen bu kurbağalar baharda El- Muid isminin tecellisiyle tekrar dirilmeye yaşamlarına kaldığı yerden devam etmeye başlarlar.

El- Muid ismi bu dünyada insanlar üzerinde de tecelli etmektedir. Her gece ölümün kardeşi olan uykuya dalan insanlar. El- Muid isminin tecellisiyle tekrar dirilerek uyanmaktadırlar.

İnsanın göz ve beyin dışında kalan tüm organları  ve hücreleri de hatta iskelet sistemi dahi El- Muid isminin tecellisiyle yenilenmektedir. Âdeta her bir insanda ruh bir kalıp, bir model hükmünde olup, bu kalıp üzerine her yıl taze ve yeni bir ceset giydirilmektedir. İnsanı hayrete düşüren ise bu değişiklikler meydana gelirken vücudun bütün faaliyetleri hiç aksamadan devam etmektedir. Tıpkı motoru çalışmakta olan bir otomobilin motor parçalarının değiştirilmesi gibi; mide duvarı 3 ila 5 gün de, bağırsaklar 2 ila 5 günde, iskelet sistemi 10 yıl da, dil 10 günde, karaciğer 6 ayda, akciğerler 1 yıl da, kalp 20 yılda, saçlarımız ve tırnaklarımızın tamamı 6-7 ayda bir yenilenmektedir. Bu yeniden yaratılış sadece insan da değil tüm hayvanlarda hatta bitkilerde de olmaktadır.

Bu ismin en azami mertebede tecellisi ise mahşer gününde olacak tüm insanlık ruhları ve bedenleriyle tekrar iade edilerek diriltilecektir. Bu dirilişi akıldan uzak görenlere rabbimiz kitabında birçok ayette şöyle seslenmektedir.

Allah’ın mahlûkunu ilk baştan nasıl yarattığını, sonra bunu tekrarladığını görmediler mi? Şüphesiz bu, Allah’a göre kolaydır. Ankebût / 19. Ayet

İnsan, kendisini bir damla sudan yarattığımızı görmedi mi de, şimdi apaçık bir hasım kesildi? Yaratılışını unutarak bize bir de mesel fırlattı: “Kim diriltecekmiş o çürümüş kemikleri?” dedi. De ki: “Onları ilk defa yaratan diriltecek ve o her yaratmayı bilir.”Yasin77-78-79

Bu ismin tecellisi âlem kitabının sayfalarında her an görüldüğü halde bazen küfür bazen de gaflet sebebiyle insan bu ismin tecellisini aklına sığıştıramamakta ve insanlar öldükten sonra nasıl tekrar diriltilecek demektedir. Bu makamda Bediüzzaman Hz.lerinin verdiği şu misallerle bu konuyu anlamaya çalışalım.

Farz-ı misal mucizevi bir kâtip düşünelim. Bu kâtip harfleri ya bozulmuş veya mahvolmuş üç yüz bin kitabı, hatasız, yanılmadan, noksansız, hepsini beraber, gayet güzel bir surette bir saatte tek bir sayfada yazdığını görsek. Sonra bizim suya düşerek harfleri bozulmuş ve mahvolmuş  kitabımız için birisi bize dese ki: “Şu kâtip zaten kendisi yazıp telif ettiği senin suya düşmüş olan kitabını, yeniden bir dakika zarfında hâfızasından yazacak.” Biz diyebilir miyiz ki “Yapamaz ve inanmam. Elbette diyemeyiz. Mahvolmuş üç yüz bin kitabı, hatasız, yanılmadan tek bir sayfada yazan mucizekar bir kâtip için bir kitabı yazmak nedir ki deriz.

Aynen bunun gibi, Rabbimiz gözümüz önünde kışın beyaz sahifesini çevirip, bahar ve yaz yeşil yaprağını açıp, yeryüzü sahifesinde üç yüz binden fazla bitki ve hayvan türlerini, kudret ve kader kalemiyle en güzel surette yazıyor. Hem de öyle bir surette ki birbiri içinde, birbirine karıştırmadan beraber yazıyor. Birini yazması diğerini yazmasına mani olmayacak tarzda şekil ve suretçe birbirinden ayrı olmasına rağmen hiç şaşırtmadan ve yanlış yapmadan yazıyor. Her baharda ölümün ardından üç yüz bin hayvanat ve bitki türlerini yeniden yaratarak yeryüzü sayfasında yazan Allah için öldükten sonra insanları nasıl diriltecek diye bir soru sorulabilir mi?

Nasıl ki bir taburun askerleri, istirahat için dağılsa, sonra bir boru ile çağrılsa kolay bir surette tabur bayrağı altında toplanmaları; yeniden bir tabur teşkil etmekten çok kolay ve çok rahattır. Öyle de bir bedende birbiriyle tanışan ve münasebet peyda eden zerrat-ı esasiye dediğimiz atomları ve o vücudun cüzlerini Hazret-i İsrafil aleyhisselâmın Sûr’u ile Hâlık-ı Zülcelal’in emrine “Lebbeyk!” demeleri ve toplanmaları; aklen birinci icaddan ve yaratılıştan daha kolay, daha mümkündür. Aksini iddia etmek ise ahmakça bir divaneliktir.

Hatta hayalen bin sene evvel kendimizi farz etsek, sonra zamanın iki kanadı olan geçmiş ile geleceği birbirine karşılaştırsak; asırlar, günler adedince haşir ve kıyametin numunelerini göreceğiz. Onlarda yaratılan, ölümünden sonra diriltilen bu kadar mahlûkatı gördüğümüz halde, insanın yeniden diriltileceğini akıldan uzak görüp inkâr etmek, ne derece bir divaneliktir anlayacağız.

Bu ismi şerife karşı vazifemiz şudur; Kışın ölen ağaçların bahar mevsiminde diriltildiğini gördüğümüzde, ya da kışın ölen sineklerin, böceklerin, bir sonraki baharda aynen diriltilmesine şahit olduğumuzda, ölümün kardeşi olan uykudan uyandığımızda Rabbimizi El- Muid ismi ile zikretmeliyiz. Öldükten sonra dirilişin bu kadar numunelerini kör gözlere dahi gösteren rabbimizin bizi de aynı şekilde mahşer günü dirilteceğine kat-i bir yakin ile iman etmeliyiz. Madem öleceğiz ve kendisinden şüphe olmayan bir günde hesap için dirileceğiz. Hesabını veremeyeceğimiz şeylerden uzak durmalı, Rabbimizin rızasını kazanacak ameller peşinde koşmalı istikamet üzere bir hayat yaşamalıyız.

Bu isim ile ölümün yüzüne artık daha farklı bakmalı ölümün asla bir yokluk olmadığını anlamalıyız. Ölüm ile bedeni terk eden ruhumuzun baki olduğunu ve mahşer gününde o bedenimizin daha mükemmel bir şekilde yeniden ruhumuza iade edileceğini hatırlamalıyız.

(Visited 108 times, 1 visits today)

İlgili Videolar

Bu video için yorum yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.