Video Metni:
EL-EVVEL; başlangıcı olmayan, kendisinden önce hiçbir şey bulunmayan demektir. Bizim dünyamızda “ilk” dediğimiz şey, daima bir başka şeye göre ilktir. Bir insanın ilk günü, bir yolun ilk adımı, bir ağacın ilk çekirdeği vardır. Fakat Allah-u Teâlâ için böyle bir başlangıç düşünülemez. Çünkü zaman da O’nun mahlûkudur mekân da O’nun mahlûkudur, başlangıç dediğimiz bütün çizgiler de O’nun yaratmasıyla vardır.
EL-ÂHİR; sonu olmayan, bütün fâniler geçtikten sonra bâki kalan demektir. Her güzellik solar, her kuvvetli zayıflar, her gençlik ihtiyarlığa döner, her hayat ölümle karşılaşır. Fakat Allah’ın varlığı zevale uğramaz. O, evveli olmayan olduğu için sonu olması da imkânsızdır. Başlamayan bitmez; yaratılmayan yok olmaz, varlığı kendinden olan, hiçbir şeye muhtaç olmaz.
Kur’ân-ı Kerîm şöyle buyurur: “Evvel O’dur, Âhir O’dur, Zâhir O’dur, Bâtın O’dur. O, her şeyi bilendir.” Yani varlığın öncesi O’na dayanır, sonrası O’na varır. Görünen âlem O’nun kudretini gösterir, görünmeyen sırlar O’nun ilmiyle kuşatılmıştır. Hiçbir başlangıç O’ndan bağımsız değildir, hiçbir son O’nun hükmünden dışarı çıkamaz.
Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem duasında şöyle buyurmuştur: “Allah’ım! Sen Evvel’sin, senden önce hiçbir şey yoktur. Sen Âhir’sin, senden sonra hiçbir şey yoktur.” Bu dua, insan aklının varacağı en yüksek hakikati bize ders verir. Varlığın başında da Allah vardır, sonunda da Allah vardır. Her şey O’ndan gelir, her şey O’na döner.
Kâinattaki her şey mümkün varlıklardır; yani var olması da mümkündür, olmaması da mümkündür. Bir şey kendi kendine var olamıyorsa, onu var eden bir Zât lazımdır.
İşte bütün mümkün varlıklar, varlıklarını Allah’tan alırlar. Güneş ışığını O’ndan alır, toprak bereketini O’ndan alır, insan hayatını O’ndan alır. Her şey O’nunla başlar; O ise hiçbir şeyle başlamaz.
Kâinatın ilk yaratılışı Allah’ın EL-EVVEL isminin tecellisidir. Kıyametle bu âlemin düzeninin bozulması ise EL-ÂHİR isminin büyük bir tecellisidir. İlk defa yaratan O’dur; en sonda hükmünü icra edecek olan da O’dur. Varlık sahnesini açan O’dur; perdeyi kapatacak olan da O’dur. İnsanlar gelir gider, devletler kurulur yıkılır, medeniyetler parlar söner; fakat Allah’ın saltanatı bâkidir.
İnsan da bu iki ismin canlı bir aynasıdır. EL-EVVEL ismi bize nutfe hâlimizi hatırlatır. Bir damla sudan, gören göz, işiten kulak, düşünen akıl, seven kalp çıkaran Allah’tır. EL-ÂHİR ismi ise bize ölümümüzü hatırlatır. Bir gün bu beden toprağa dönecek, bu dünya perdesi kapanacak, insan kendi âhirine varacaktır. İşte o zaman anlaşılacak ki insanın başlangıcı da Allah’ın kudretiyleydi, son durağı da Allah’ın huzurudur.
Her sabah bize EL-EVVEL ismini fısıldar; çünkü karanlığın ardından yeni bir gün açılır. Her akşam EL-ÂHİR ismini hatırlatır; çünkü o parlak gün akşam vakti yavaş yavaş kapanır. Bahar başlangıcı gösterir, güz sonu gösterir. Doğum Evvel ismine, ölüm Âhir ismine bakar. Her açılışta EL-EVVEL, her kapanışta EL-ÂHİR ismi okunur.
Bütün çekirdekler EL-EVVEL ismine bakar; çünkü her ağacın ilk nüshası çekirdekte saklanmıştır. Küçücük bir tohumun içine koca bir ağacın programını koyan Allah’tır. Bütün meyveler de EL-ÂHİR ismine bakar; çünkü ağacın neticesi, maksadı ve son hediyesi meyvede görünür. Başlangıçta çekirdek, sonda meyve vardır; fakat ikisinin arasında işleyen kudret Allah’ındır.
İnsan bu alemde çoğu zaman sebeplere takılır. Ekmeği fırından, meyveyi ağaçtan, şifayı ilaçtan, rızkı patrondan bilir. Hâlbuki bütün sebepler, Allah’ın kudretine perde olan vazifeli memurlardır. Sebeplerin başına gittiğinde EL-EVVEL ismi görünür: Çünkü hakiki tesir Allah’tandır. Sebeplerin sonuna baktığında EL-ÂHİR ismi görünür: Çünkü neticeyi yaratan yine Allah’tır.
İnsan düşünür, araştırır, delil arar, sebep-sonuç zincirlerini takip eder. Fakat hangi delilin peşinden giderse gitsin, hakikatin son kapısında Allah’ın varlığına ulaşır. Akıl başlangıcı ararken EL-EVVEL’e varır; akıbeti düşünürken EL-ÂHİR’e varır. Başlangıcın cevabı da O’dur, sonun cevabı da O’dur.
Üstad Bediüzzaman Hazretleri, Peygamber Efendimiz (a.s.m.) için “vücûden en âhir, mânen en evvel” buyurur. Yani Efendimiz (a.s.m.), dünyaya geliş ve peygamber olarak gönderiliş bakımından en son peygamberdir. Bu cihetle El-Ahir isminin tecellisine mazhar olmuştur.
Fakat kâinatın yaratılışındaki hikmetleri en mükemmel şekilde göstermesi, Allah’ı en güzel tanıtması ve kulluğun en yüksek örneği olması bakımından mânen en evveldir. Bu cihetle de El-Evvel isminin tecellisine mazhar olmuştur.
Bir ağacın meyvesi en son ortaya çıkar; fakat ağaç daha ilk dikilirken o meyve nazara alınır. Efendimiz (a.s.m.) da kâinat ağacının en mükemmel meyvesidir. Bu sebeple vücûden en son gelmiş, fakat Allah’ın ilminde, inayetinde ve yaratılış maksadında en başta yer almıştır. Bu yönüyle EL-EVVEL isminin tecellisine mazhar olmuştur.
EL-EVVEL ismine karşı en büyük vazifemiz, her işe Allah’ın adıyla başlamaktır. Her başlangıç Allah ile güzelleşir. Çünkü Allah’ın adıyla başlanmayan bir iş, dışarıdan güzel görünse bile ruhsuz ve bereketsizdir. İnsan güne başlarken, evinden çıkarken, bir işe koyulurken, bir söz söylerken kalbinden şöyle demelidir: “Ya Rabbi! Ben bu işi tek başıma yapamam. Başlangıcımı hayırlı eyle, niyetimi temizle ve beni rızandan ayırma.”
Yine her işin evvelinde niyetini halis tutmalıdır. Tohum bozuksa meyvenin güzel olması zordur. Niyet de amelin tohumu gibidir. İnsan işin başında kalbini Allah’a çevirirse, küçük amelleri bile büyür ve değer kazanabilir.
EL-ÂHİR ismine karşı vazifemiz ise her şeyin sonunu düşünmektir. İnsan bir söz söylemeden önce o sözün nereye varacağını düşünmelidir. Bir günaha yaklaşırken, o günahın sonunda vereceği pişmanlığı ve hesabı hatırlamalıdır. Bir nimete kavuştuğunda ise o nimetin bir gün elinden çıkabileceğini bilmelidir. Çünkü dünyada başlayan her şey bir gün sona erecektir.
Nefis yalnızca önündeki birkaç dakikalık lezzeti görür. Günahı süslü, cazip ve kolay gösterir. Fakat o lezzetin arkasından gelecek vicdan azabını, kalp karanlığını ve ahiret hesabını göstermek istemez. Âkıbeti düşünen bir kalp ise günahın süsüne aldanmaz. Bir anlık zevk için ebedî saadetini tehlikeye atmaz.
EL-EVVEL ve EL-ÂHİR isimleri bize şunu öğretir: Dünya ne gerçek başlangıcımızdır ne de gerçek sonumuzdur. Dünya yalnızca kısa bir geçittir. İnsan burada doğmuş gibi görünür; fakat ruhu Allah’ın emriyle bu âleme gönderilmiştir. Ölümle bitmiş gibi görünür; fakat ölüm, ebedî hayata açılan bir kapıdır.
Akıllı insan, birkaç günlük dünya için sonsuz ahiretini feda etmez. Geçici zevkler uğruna Allah’ın rızasını kaybetmez. Çünkü insanın elindeki mal, makam, güzellik, gençlik ve sıhhat bir gün bitecektir. Fakat Allah için yapılan hiçbir amel kaybolmayacaktır.
EL-EVVEL ismi insana şöyle seslenir: “Sen yokken de Rabbin vardı.” Sen hiçbir şey değilken seni bilen, seni yaratmayı murad eden ve sana hayat veren O’ydu. Sen kendi kendini var etmedin. Gözünü sen yapmadın, kalbini sen çalıştırmadın, ruhunu sen bedenine koymadın. Öyleyse insan neyle övünebilir ve neye güvenip kibirlenebilir?
EL-ÂHİR ismi de insana şöyle der: “Bir gün sen gideceksin; fakat Rabbin kalacaktır.” Bugün peşinden koştuğun insanlar, eşyalar ve dünya nimetleri kabir kapısında seni yalnız bırakacaktır. Oraya ne malın girecek ne makamın ne de insanların alkışları… Seninle yalnızca imanın, ibadetin ve Allah için yaptığın ameller gelecektir.
Ey Bâki olan Allah’ım! Bâki yalnız Sensin. Ey Âhir olan Rabbim! Her şeyin sonu Sana varır, her şey fâni olur; yalnız Sen kalırsın. Öyleyse ey kalbim! Fâni şeylere ebedîymiş gibi bağlanma. Bir gün seni bırakacak olanlara bütün varlığınla tutunup da her ayrılıkta kendini yangın yerine çevirme. Sev; fakat Allah için sev. Bağlan; fakat Bâki olanı unutarak bağlanma.
EL-ÂHİR ismi yine kalbe şöyle teselli verir: “Gidenlerin ardından yıkılma; hiç gitmeyecek olana bağlan. Çünkü herkes seni bırakabilir, her şey elinden çıkabilir; fakat Allah seni asla bırakmaz. O hâlde sevgini fânilere değil, onları sana emanet eden Bâki’ye dayandır.”
Ey insan! Sen bir damla sudan yaratıldın. Güçsüz bir bebek olarak dünyaya geldin. Bir gün, uğruna ömür tükettiğin her şeyi arkanda bırakacak ve toprağa konulacaksın. Evvelinde sen yoktun, Allah vardı. Âhirinde dünya senin için kapanacak, yine Allah bâki kalacaktır. Başlangıcını düşün ki kibirlenmeyesin. Sonunu düşün ki gaflete dalmayasın.
Her işin başında O’nu an. Her nimetin sonunda O’na şükret. Her hatadan sonra O’na tövbe et. Her korkunda O’na sığın. Kalbinden şöyle de: “Ya Rabbi! Başlangıcımı Sen güzelleştir, sonumu Sen hayırlı eyle. Beni dünyaya aldananlardan değil, Sana yönelenlerden eyle.”
Evet, EL-EVVEL O’dur; her şeyin başlangıcı O’nun iradesiyledir. EL-ÂHİR O’dur; bütün yolların sonu O’na varır. Biz O’ndan geldik ve yine O’na döneceğiz. Ne mutlu her işin başını Allah’ın adıyla açanlara, ömrünü Allah’ın rızasıyla yaşayanlara ve son nefesini imanla tamamlayanlara…





