Hayata bakışınızı değiştirecek videolar
Kur'an'ın Bilimsel Mucizeleri

Dağların sürüklenmesi

29 Oca 20141 yorum

“Sen dağları görürsün de onları sabit sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler.”(Neml Suresi: 88) Kur’an-ı Kerim bu ayet-i kerimesiyle, dağların göründükleri gibi sabit olmadıklarını ve sürekli hareket halinde bulundukları bildirmektedir. Acaba dağların sabit olmaması ve bulutlar gibi sürüklenmesi ne anlama gelmektedir? Kur’an’ın 1.400 sene önce haber vermiş olduğu bu hakikat hakkında acaba bilim adamları ne demektedir. Şimdi bu konuda bilimin ne dediğine bakalım: İlk olarak 20.

17.366 izlenme 05:36 29 Oca 2014 1 yorum
İzleme kaynağı:
Paylaş
Kur'an'ın Bilimsel Mucizeleri

Dağların sürüklenmesi

“Sen dağları görürsün de onları sabit sanırsın; oysa onlar bulutların sürüklenmesi gibi sürüklenirler.”(Neml Suresi: 88)

Kur’an-ı Kerim bu ayet-i kerimesiyle, dağların göründükleri gibi sabit olmadıklarını ve sürekli hareket halinde bulundukları bildirmektedir. Acaba dağların sabit olmaması ve bulutlar gibi sürüklenmesi ne anlama gelmektedir? Kur’an’ın 1.400 sene önce haber vermiş olduğu bu hakikat hakkında acaba bilim adamları ne demektedir. Şimdi bu konuda bilimin ne dediğine bakalım:

İlk olarak 20. yüzyılın başlarında Alfred Wegener isimli Alman bir bilim adamı, yeryüzündeki kıtaların Dünya’nın ilk dönemlerinde bir arada bulunduklarını, daha sonra farklı yönlerde sürüklenerek birbirlerinden ayrılıp uzaklaştıklarını öne sürmüştü.

Ancak jeologlar, Wegener’in haklı olduğunu onun ölümünden 50 yıl sonra yani 1980’li yıllarda anlayabildiler. Wegener’in 1915 yılında yayınlanan bir makalesinde belirtmiş olduğu gibi; yeryüzündeki kara parçaları yaklaşık 500 milyon yıl önce birbirlerine bağlıydılar ve Pangaea ismi verilen bu büyük kara parçası Güney Kutbu’nda bulunuyordu. Pangaea’nın parçalanmasıyla ortaya çıkan bu kıtalar sürekli olarak kara ve deniz arasındaki dağılımı değiştirerek, yılda birkaç santimetrelik hızlarla Dünya yüzeyinde sürüklenmektedirler.

20. yüzyılın başlarında yapılan jeolojik araştırmalar sonucunda keşfedilen yer kabuğunun bu hareketi bilimsel kaynaklarda şöyle açıklanmaktadır: Yer kabuğu ve üst mantodan oluşan 100 km. kalınlığındaki Dünya yüzeyi “tabaka” adı verilen parçalardan oluşmuştur. Dünya yüzeyini oluşturan altı büyük tabaka ve sayısız küçük tabaka vardır. “Tabaka tektoniği” adı verilen teoriye göre bu tabakalar kıtaları ve okyanus tabanını da beraberinde taşıyarak Dünya üzerinde hareket ederler. Kıtasal hareketin yılda 1 ile 5 cm. civarında olduğu hesaplanmıştır. Tabakalar bu şekilde hareket ettikçe Dünya coğrafyasında değişiklikler meydana gelir. Örneğin, Atlantik Okyanusu her sene biraz daha genişlemektedir.

Burada belirtilmesi gereken önemli bir nokta da şudur: Allah-u Teâlâ dağların hareketini ayette “sürüklenme” olarak ifade etmiştir. Çok ilginçtir ki, bilim adamlarının bugün bu hareket için kullandıkları İngilizce terim de “continental drift” yani “kıtasal sürüklenme”dir. Kur’an’ın ifadesiyle, bilim adamlarının kıtaların hareketine verdikleri isim aynıdır. Kur’an da bilim adamları da bu olaya “sürüklenme” ismini vermişlerdir.

Şimdi anlattığımız bu bilimsel mucizeyi tahlil edelim:

Kıtaların kayması Kur’an’ın indirildiği dönemde gözlemlenemeyecek bir bilgidir ve bir beşerin tek başına bu bilgiye sahip olması mümkün değildir. Bu bilgi 20. Yüzyılın başlarında ancak keşfedilmiş bir bilgidir.

İşte bu sebeple, Allah-u Teâlâ ayet-i kerimede “Sen dağları görürsün de onları sabit sanırsın” ifadesini kullanmış ve insanların bu konuyu ne şekilde değerlendireceklerini önceden bildirmiştir. Ancak bunun ardından da bir gerçeği açıklamış ve dağların bulutların sürüklendikleri gibi sürüklendiklerini haber vermiştir. Yani kıtaların hareketine ve kıtalarla birlikte dağların da hareket ettiğine dikkat çekmiştir.

Görüldüğü gibi, ayet-i kerimede, dağların bulunduğu tabakanın hareketliliğine açıkça dikkat çekilmiştir. Bilimin çok yeni keşfettiği bu bilimsel gerçeğin, Kur’an’da haber veriliyor olması şüphesiz büyük bir mucizedir. Ve bu, Kur’an’ın Allah’ın sözü ve bunu haber veren zatın da Allah’ın elçisi olduğunun çok açık bir delilidir. Bunu inkâr edenler, Hz. Muhammed (s.a.v.)’in 1.400 sene önce bu bilgiye nasıl sahip olduğunu açıklamak zorundadırlar.

Yorumlar (1)

Ali Akdeniz · 21 Nis 2019
Cahille tartışmayın. Onlara mucizelerde gösterseniz inanmaz ve dönerler. Sonra konuşmaya devam edin ki Allah’ın rahmetini görsünler. Allah emrine uyulmamasından hoşnut olmaz.

Yorum yazın

Güvenlik kodu resmi
Resimdeki rakamları yazın.
  1. 01Evrenin Genişlemesi06:13
  2. 02Göklerle yerin birbirinden ayrılması05:21
  3. 03Aşılayıcı rüzgârlar05:51
  4. 04Dişi bal arısı06:53
  5. 05Evrendeki mükemmel yörüngeler06:32
  6. 06Denizlerin birbirine karışmaması05:09
  7. 07Yeraltı sularının oluşumu04:49
  8. 08Yeryüzünün uçlarından eksilmesi06:25
  9. 09Örümceğin evi05:20
  10. 10Bitkilerde erkeklik ve dişilik05:11
  11. 11Bebeğin rahimdeki üç karanlık devresi03:50
  12. 12Bir çiğnemlik et parçası04:56
  13. 13Ağır bulutlar04:37
  14. 14Dağların sürüklenmesi05:36
  15. 15Demirdeki sır07:21
  16. 16Uykuda hareket etmenin önemi04:34
  17. 17Uykuda kulakların aktif olması03:09
  18. 18Yaratılıştaki çiftler05:01
  19. 19Dünyanın yuvarlak oluşu04:47
  20. 20Korunmuş Tavan07:16
  21. 21Geri döndüren gök03:40
  22. 22Dağların görevi05:06
  23. 23Kapıyı Çalan Yıldız03:15
  24. 24Gökyüzündeki Kırmızı Gül04:24